19 Aralık 2012 Çarşamba

BASKETBOL TOPU

Televizyonda engelli basketbolcuların maçında çıkan rezalet haberini izlerken hatırladım benim bu sporla tanışmam çok trajik olmuştu...
Henüz ilk antrenman için sabahın köründe salona çağrılmış, kendi çapımda ısınma turları atıyordum.Öğle molası verdik.Benim de daha ilk günüm ya, kimseyi tanımıyorum takımdan.Bir kişiyle biraz muhabbete başlamıştım o da aldı beni kendi samimi olduğu bir grupla tanıştırdı.Derken, hemen önümüzde takımdan birisi antrenörle tartışmaya başladı.Çocuk benim önümde, ben de duvar dibindeydim.Uzun süre tartıştılar ve antrenör çekip gidince bu daha da sinirlendi.
Sanırım kendi çapında trip atmak istedi.Elindeki basketbol topunu öyle bir fırlattı ki, benim son hatırladığım şey kafamın topla duvar arasında hızla sekmesi oldu.Gözümde nasıl şimşekler çaktı anlatamam.Suratımın tamamen dağıldığını düşündüm.
Top resmen suratımda patladı.
O acıyla bağıra bağıra nasıl ağlıyorum, nasıl küfür ediyorum var ya...
Ama kendimi kaybetmişim artık.Bir de sağda solda olaya gülen tiplere de saldırmaya başladım o sinirle.O kadar çok küfür edip ağladım ki, çevredekiler beni apar topar revire sokup sakinleştirmeye çalıştılar.Kendime geldikten sonra hiçbir şey demeden terk etim salonu.
O zamanlar çok sinirlenmiştim hatta çocuğu nerede görsem hep küfür etmiştim arkasından ama şimdi hatırladıkça çok gülüyorum o halime :)
  

4 yorum: