9 Haziran 2015 Salı

SAL GİTSİN BE !!

Kafasının üzerinde beynini patlatıncaya kadar tepinmek istediğim, ismine özel voodoo bebeği yaptırıp kolunu bacağını lime lime etmek istediğim insan müsveddeleri var, lakin tavır şeklim bu değil..
Boşvermişliğin doruklarındayım sevgili okuyucu; "Olursa olur olmazsa çay demleriz" kafası bildiğin. Kim der ki; Uzun Lafın Kısası öğrenciliğinin dokuzuncu yılında da istikrarından ödün vermeyerek yine tek dersten büte kalmış!
Sonuçların açıklanmasının ardından buna sadece on dakika üzülüp on birinci dakikada kendimi hiç tanımadığım birinin nişanında üstelik de aile masasının tam orta yerine oturmuş çılgınlar gibi sıkılırken buldum ve tek yaptığımsa gece boyunca masadakilerden otlanmaktı.
Nişana son anda karar verdiğim için kalan son dakikalarda hazırlanmaya çalışıp sonuçta olabilecek en rezalet halimle gitmek bir yana, otobüse yere kapaklanırcasına binişim(hayır adeta içeri düştüm!), yolda gülmekten akan rimelim yüzünden Samara'ya dönen suratımla salona girişim, nişanın tamamının "Ankara'nın Bağları'ndan" ibaret oluşu, içi koyun kokan metroda dakikalarca nefesimi tutarak morarışım (ki bir ara ciddi ciddi içerde koyun aradım), gecenin bir vakti kafamın içinde davullarla ve ayakkabıdan şişmiş ayaklarımla eve gelip beynini patlatmak istediğim insan müsveddesinin evde yatılı misafir oluşunun acı haberiyle yıkılışım...
Her şeye ama her şeye bundan böyle tek bir tavrım var;

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder